İšinde Herşey Var Bunun
  BİLİMSEL
 
KLONLAMA / KOPYALAMA

Klonlama

İnsan klonlama, insanın kendisinin bir kopyasını yapmasıdır. Tek bir insan, bu kimseden yaşayan bir hücresinin alınması, bu hücreden nükleusun(hücre çekirdeği) çıkarılması ve nukleusu alınmış bir kadın yumurtasına enjekte edilmesiyle kopyalanabiliyor. Bu yöntem, bir insanın vücudundan alınan nukleusu çıkarılmış hücre ile; bir kadından alınan yumurtanın özel kimyasal maddeler ve özel elektirik akımlarıyla biraraya getirilmesi ile tamamlanan bir işlemler zinciridir ve döllenme veya suni döllenme denilen yöntemlere benzer bir yöntemdir. Bu laboratuvar işleminden sonra (hücre çekirdeğine sahip) yumurta bir kadının rahmine yerleştiriliyor ki, yeniden oluşsun, gelişsin ve bölünme gerçekleşsin. Böylece tamamlanmış fetüs (cenin) formu doğal bir şekilde doğsun.Bu şekilde bir kadının yumurtasına, nukleusu çıkarılmış hücresi yerleştirilen kimsenin bir kopyası elde edilmiş oluyor.

İnsan kopyalama işleminde hamilelik, üreme hücreleri ile değil, vücut hücreleri ile gerçekleşmektedir. Her insan milyonlarca hatta milyarlarca hücreye sahiptir. Her hücre, -erkeklerde testislerden (haya), kadınlarda overlerden (yumurtalık) gelen üreme hücrelerinin yanında- insanın tüm kalıtsal yapısını taşıyan genetik öze sahip 46 kromozoma sahiptir. Hem kadın hem de erkeklerdeki üreme hücrelerinden her biri, -vücut hücrelerindeki toplam kromozom sayısının yarısı kadar yani- sadece 23 kromozoma sahiptir.

Işınlanma gerçek oluyor !

  Aynı anda iki yerde birden olmak ister miydiniz? Ya da uzay gemisi Atılgan’ın mürettebatı gibi ışınlanmak? Yo hayır size bir bilimkurgu öyküsü anlatmıyoruz. Bilim, maddelerin ‘yer değiştirebileceği’ni birkaç yıl önceki bir fizik deneyinde görünce, şimdi hızla bir ‘yer değiştirme projesi’ni gerçekleştirmeye koyuldu.
 
Projenin adı Claytronik.
  Claytronik
, farklı bir mekanda maddelerin (belki bir doktorun!) üç boyutlu görüntülerini gerçekmiş gibi gösterebilecek...
 Işınlanmanın veya bir maddeye yer değiştirtmenin bilimsel adı teleportasyon. Ne yazık ki, günümüz insanı için ışınlanmak henüz hayal. Ancak iki bilim insanı Seth Goldstein ve Todd Mowry’ın araştırmalarının önümüzdeki yılların ilgi odağı haline geleceği de kesin. Ne yapıyor bu iki araştırmacı?
  Bilgisayar bilimcisi bu ikili, insanların 3 boyutlu fiziksel görüntülerini çoğaltacak akıllı bir ürün geliştirmeye çalışıyor. Eğer her şey yolunda giderse bir internet bağlantısı ile kendinizi bir başka mekana yansıtabilecek ve bir tutam ‘akıllı nano toz’ ile kopyanızı birleştirebileceksiniz.
  Goldstein ve Mowry’nin projeleri henüz daha bebeklik aşamasında. Birbirleri ile kablosuz bağlanan nano bilgisayarlardan oluşan bu yeni ürün, anlık bir zaman dilimi içinde, muzdan insana kadar her türlü cisim ve varlığın bir kopyasını oluşturabilecek. Claytronics adı verilen bu projede atomun tek partikülleri de ‘claytronik atom’ ya da kısaca ‘catom’ diye tanımlanıyor. Gelin biraz izah etmeyle çalışalım...
Örneğin evinizdeki bir tutam catom, doktorunuzun 3 boyutlu şeklini odanın içine getirebilir ve doktorunuz nabzınızı ölçebilir. Bu arada gerçek doktor kendi muayenehanesinde kameranın önünde oturuyor ve sizin claytronik bileğinizi tutuyor... Evinizdeki doktorun muayenesi bittikten sonra görüntüsü ayrışıyor, arkasında bir sürü kristal bırakarak... Belki de bu kristal zerrecikler sonra bir hareketli heykele ya da bir sandalyeye dönüşecek...

UZAY YOLU GERÇEK Mİ OLUYOR?

  Yoksa yakında uzay yolundaki Atılgan’ın mürettebatı gibi ışınlanacak mıyız? Bilim maddelerin yer değiştirebileceğini fark etti. Şimdi hızlı bir yer değiştirme projesini gerçekleştirmeye çalışıyor. Biz bu güne kadar iki yerde birden olmayı sadece astral yolculuklar aracılığıyla gerçekleştirebildik. Parapsikolojide bilokasyon, dedublüman ya da teleportasyon olarak adlandırılan olgunun aslı astral yolculuktur. Yani ruh gücü ile düşünceyi belli bir noktada konsantre etmek başka bir mekana ya da zamana projekte olmak. Parapsikoloji araştırmaları, ezoterizm ve teozofi tarihçe olarak: Bedenimiz bir koltukta otururken, yatakta yatarken veya yolda giderken, düşünce gücü aracılığıyla, astral projeksiyon oluşturarak, bir başka yerde daha olmanın mümkün olduğunu anlatan yaşanmış örneklerle doludur. Bu olguda, Astral beden şuurlu ya da kendiliğinden dışarılaşır.

  Teleportasyon; ruhsal enerjileriyle maddeye hakimiyet sağlayabilenlerin, bedenlerini ve eşyayı parçacıklarına ayırarak, atomize ederek, arzu ettikleri yere transfer edip tekrar oluşturulmalarına denir.
Başka bir görüş, teleportasyonu zaman ve mekan bakımından üçüncü boyutu dışına çıkılarak başka bir boyutta yolculuk etmek ya da eşyayı oradan nakletmek olarak açıklamaktadır.
  Işınlanma tekniğini aşan bir özellik taşıması nedeniyle teleportasyon, her yüzyılda görülebilmiş ve kerametin kanıtlarının biri olma durumunu hiç yitirmemiştir. (Bkz: Ansiklopedik Metapsişik Terimler Sözlüğü S: 165)

  Astral dublenin bedenden hafifçe uzaklaşışı ile astral yolculuk yapılır. Teozofistler ve ezoterik uygulama yapanlar, bu yolculukta astral dublenin ince bir astral kordonla bedene bağlı olduğu kabul edilir, bu yüzden de deneyimi yaşayan kişi, bedene dönmek istediğinde sadece bedende olduğunu düşünmesi yeterli olmaktadır. Ve dublenin bedenden kopması diye bir şey asla söz konusu değildir. Düşünce gücü ile projekte edilen astral duble yine düşünce gücü geri çağrılır ya da deneyime son verilir.
  Astral yolculuk köken olarak astral projeksiyon yapabilme  gücüdür ve herkeste saklı olarak bu doğal yetenek vardır. Bazı kişilerde çalışmayla ve bilinçli olarak astral yolculuk yaparken bazıları da farkında olmadan kendiliğinden bu projeksiyonu yaşar. Aynı anda iki yerde birden gözükmek bu şekilde mümkün olduğu gibi, bedeni hareketsiz kılarak, medidatif bir hal içinde başka zaman ve mekanlarda dolaşmak da mümkündür.
  Çağlar boyunca sadece Mistiklerin, Tibetli rahiplerin, Ermişlerin gerçekleştirdiği bir olgu olarak kabul edilen astral yolculuk aslında son derece sade ve doğal  bir metotla konsantre edilmiş düşünceyi yansıtma gücüdür. Ama tabii ki başarılı olmak için kişinin konsantrasyon-telkin-meditasyon-düşünceyi kontrol gibi bazı temel prensipleri biliyor ve uyguluyor olması gerekir ki, maksatlı bir projeksiyonu gerçekleştirsin.
  Kendiliğinden oluşan astral projeksiyonların pek önemi yoktur çünkü kontrol edilememektedir ama o kişide böyle bir yeteneğin olduğunu, çalışırsa ilerletebileceğini göstermesi açısından yararlı olabilir. Kendisine ne gibi yarar sağlayacağı ve geliştirmek isteyip istemeyeceği konusunda da birey özgürdür.

 
  Bugün 1 ziyaretçikişi burdaydı!
Get your own Chat Box! Go Large!
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=